IE Tab – Firefox içinde Explorer


IE Tab kısaca Şuna yarıyor:

Firefox kullanıyorsunuz ve bazı sayfalar (özellikle asp ile kodlanmış sayfalar) Firefox ile düzgün bir şekilde görüntülenemiyor veya sayfadaki bazı fonksiyonlar çalışmıyor.

İşte Bu şekilde olan web sitelerinde gezinmek için Firefoxu kapatmadan, Firefox içinde bir Explorer penceresi sekmesi açılıyor ve siteyi düzgün bir şekilde görebiliyorsunuz.

Eklentiyi kurduktan sonra, hem Firefox durum çubuğuna Explorer Simgesi ekleniyor, hem de Firefox içindeki Sağ tıklama menüsüne “Linki IE Sekmesinde Aç” bağlantısı ekleniyor. Mesela Bir sayfadasınız ve sayfadaki bir Linki Internet Explorer ile açmak istiyorsunuz; bu durumda linke sağ tıklıyorsunuz ve Linki IE Sekmesinde Aç’ı tıklıyorsunuz, linkiniz yeni bir sekmede Internet Explorer penceresi ile görüntüleniyor.

Ayrıca, Durum çubuğu üzerindeki simgesine sağ tılayarak herzaman Explorer ile açılmasını istediğiniz web adreslerini ekleyip, düzenleyebiliyorsunuz.

Her ( Windows ) Firefox kullanıcısının bir kere kullandıktan sonra vazgeçemeyeceği bir eklenti olduğunu düşünüyorum.

Bu eklenti Linux ve türvi işletim sistemlerinde kullanılan Firefox sürümleriyle çalışmaz (Bu sistemlerin içerisinde internet explorer olmadığı için), yanlızca Firefox Windows sürümlerinde çalışır.

Geliştirme Sitesinden indirip kurmak için TIKLAYIN
Mozilla Resmi Eklenti Sitesinden indirmek için TIKLAYIN

, ,

Yorum yok

Turab

Sanma yokluğun hüzünlendirir
Bir garip keder içinde,
Hüzn-ü yâr olmuşum.,
Halimden bi-haber,
Hüsn-ü yar olmuşum..

Hatırlatır o sessiz gidişin,
Bilinmez bir karanlığı
Uzaklıklar içinde
Ben turâb olmuşum…


Yorum yok

Bir Hafta sonu hatırası…

Hayat gerçekten bir çok sürprizle dolu.

Bu Hafta sonunu nasıl geçirelim diye düşünürken, Cumartesi sabahı gözümü açtığımda saatin bir hayli geçtiğini görünce; servisin gideli çok zaman geçtiği bir anda zihnimde parlayıp sönüverdi; “eyvah işe geç kalıyorum” telaşesiyle apar topar arabayaya atlayıp işe son anda yetiştim yetişmesine ama, eve dönüşte arabadaki yakıt sorunu daha yolun ortasındayken kendini gösteri ve motor teklemeye başladı..

Hemen aracı bizim motor ustasına götürmek niyetiyle telefona sarıldımsa da, ustanın bugün memlekete gittiğini öğrenmemle iyi, kötü evin yolunu tuttum..

Eve vardığımda, saat 7 yi geçmiş ve, gün akşam moduna girmişti. Biraz evde oyalandıktan sonra birşeyler alıp da soframızın başına geçelim niyetiyle sözde marketin yolunu tuttum. Market öncesi nolur nolmaz, aracın yakıt sorunundan dolayı çalışmayacağı falan tutarsa diye önce benzinciye gidip LPG alayım dedim. Dedim demesina ama tam benzincinin yakınında, mezarlığın yanında bizim motorun duracağı tuttu. :)

E, “biz Türkler hepimiz ustayız, hepimiz başımızın çaresine bakabiliriz” kaidesine uyarak yaktım dörtüleri aldım pensemi tornavidamı daldım kaputun içine..

Bir taraftan trafik akıyorken, diğer taraftan hava da iyice karardı haliyle. Bir süre sonra, üç genç gelip “-Abi itelim de kenarda tamir et” dediler ve onların yardımıyla aracı kenara aldık ve ben tamirata devam.

O Bir iki saat içinde bizim insanımızın ne kadar bilgiç, meraklı ve yardım etme gönüllüsü olduğunu tekrar görme fırsatım oldu.

Uzun sözün kısası, sonunda bazılarınn tabiriyle “rus usulü” tamir ile motor çalıştı ve saat 23 gibi eve varabildim.

Pazar günü hiç hesapta yokken Turgay’a uğradık ve yine hiç hesapta yokken onun bir tanıdığının bahcesine kiraz toplamaya davet edilince, sürdük atımızı Altınşehir’e doğru.

Varacağımız yeri biraz arasak da gittiğimize değdiği konusunda hepimiz hemfikirdik.
Bahçeden içeri girdiğimizde, Hiç de beklemediğimiz, ummadığımız bir manzara ile karşılaştık. Uzunca bir bahçe ve ormansı dizilişle her türden ağaçlar… Hele ki kiraz ağaçları sanki yıkılacak gibi, üzerleri kiraz salkımlarıyla, olanca güzeliğiyle bizi karşılıyor ve her tarafımızdan “bana da uğra” diye fısıldar gibi,esen hafif rüzgarla kıpırdaşıyorlardı

Bahçede yürüdükçe yorgunluğumdan eser kalmadıgını hisseder gibi oldum ve, bahçe sahiplerinin ne büyük bir nimet içinde yaşadıklarını, yaşadıkları nimetin şükrünü eda etmek için çalışıyorlar mı diye düşündüm.

Sağolsunlar bizi çok sıcak karşıladılar ve ikramdan kaçınmadılar, hepimize çok keyifli bir gün yaşattılar.

Gün sonunda eve dönerken, ne kadar farklı bir hafta sonunun hiç ummadan yaşadığımı, cidden yorulduğumuzu ama buna gerçekten değdiğini düşünüyorduk…

, ,

Yorum yok

Sabah Kahvesi (Morning Coffee)

Sabah Kahvesi (Morning Coffee) nedir?
Adı üstünde, Sabah kahvesi; Kısaca şuna yarıyor:

Diyelim ki siz, iyi bir internet kullanıcısısınız (Gerçi, hayli zamandır, artık internet kullanıcılığı denildiğinde; neyazık ki, Chatçilik, abuk subukluk yada geyikforumculuk akla gelir oldu ya, o da ayrı mesele tabi :roll: ) ve de düzenli olarak takip etmeye çalıştığınız siteler var. (iyi kullanıcılar genelde firefox kullanır diye eklemeye gerek yok sanırım :) )

Her sabah aynı gazetenin online haberlerini okuyorsunuz, ya da aynı forumları takip ediyorsunuz vs.vs vs.., yada haftanın belli günlerinde takip ettiğiniz belli siteleriniz var. İşte sabah kahvesi tam olarak bu amaca hizmet için var.

Gezindiğiniz bir siteyi, isterseniz her güne, isterseniz haftanın belli günlerine ekliyorsunuz ve bir tıklamnızla tüm bu siteleriniz sekmeler halinde açılıyor. :)

Artık bookmarklarla boğuşmaktan sıkıldım diyorsanız, size tavsiyem; sabah kahvesinden hemen bir yudum tadın, tiryakisi olacaksınız ;)

(Kurduktan sonra üst menünüze eklenmezse; Firefox Adres barı yanına sağ tıklayın, özelleştir‘i seçin, ve Kahve Fincanı simgesini bulup istediğiniz konuma taşıyın)

Sabah Kahvesini indirmek veya kurmak için Tıklayınız

, ,

Yorum yok

Forward Edilesi Mesaj

Bugün Fotokritik kutsal topraklar” grubuna atılan bir mesaj beni çok etkiledi. Mesaj aynen şöyle:

Beş yaşında idim.
Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi, aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ‘ dedi.
- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?’
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Aradan yıllar geçti.
Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain’in proposlarini okuyorum.
Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım.
Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.
İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

On dokuz yıl evveldi.
Stockholm’e gitmiştim.
Bir otele indim.
Geceydi.
Sabahleyin, traş olmak i çin lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.
‘Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun‘ diyordu.
Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde’ İsveç çeliğinden yapılmıştır‘ diye yazardı.
İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

İsviçre’de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.
Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre’nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun
.’

Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.
Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.
Zamanın başbakanı meclisi toplar.
Kürsüye çıkar.
Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
-Şu andan itibaren der,
-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim
.
Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak…

*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
Bir komutan bir orduyu,
Bir ordu bir ülkeyi kurtarır
diyordu..

Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.
Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

Sanırım ‘ forward edilmesi gereken bir mesaj varsa o da budur…

, , , , ,

Yorum yok