Unutulan Dostlar..
Serdar tarafından, Akılda Kalanlar kategorisi altında, 04 Ağustos 2009 tarihinde gönderildi

Bazen bir dostun sesini duyabilmek herşeyden önemli olabiliyor, zaman geliyor unuttugumuz dostların sesine ulaşabilmek arzusu tüm sıkıntıları bir anda unutturabiliyor.
Bazen insan belki de eski mahcubiyetlerin verdiği ezginlikle, çok sevse de, özlese de dostlarını aramıyor, arayamıyor. Tâ ki üzerinden yıllar geçse de hep yanında taşıdığı, cüzdanında sakladığı küçük kağıtlara karalanmış adresler ve numaraların artık geçersiz olduğunu farkedene kadar.
İşte böyle zamanlarda kaybettiklerini hatırlıyor ve dostun yanlızca sesini duyabilmek arzusuyla sağa sola çarpmaya başlıyor. Hayatın garip cilveleri gün geliyor ses olup kulağına doluyor, hayal olup gözlerinde oynamaya başlıyor.
Dost kazanmak zordur kaybetmek kolaydır derler ya, Acaba unutulduğunu sanan dostlar unutanları nasıl karşılarlar?
Eski dostları tekrar kazanabilmek kolaymıdır?
“Sevgi”ye dair bir makale..
Serdar tarafından, Hayatın İçinden kategorisi altında, 15 Mayıs 2009 tarihinde gönderildi

Sevgi konuşulmaz, yaşanır. Sevgiyi konuşmak, sözün bittiği yerden konuşmaktır. İnsan ancak sevgiye dair konuşabilir. Ey sevgili okur! Bu yazıyı “sevgiye dair” bir yazı olarak oku!
Sevgi ışık gibidir, sevgisizlik karanlık. Karanlığın kaynağı olmaz. Karanlık ışığın yokluğu halidir. Fakat ışığın bir kaynağı olmak zorundadır. Kaynaksız ışık olmayacağı gibi, kaynaksız sevgi de olmaz.
Sevginin kaynağı Allah’tır. Sevgi ırmağı Allah’tan çağlar. Zira o el-Vedud olandır. Vedûd ismi, fe’ûl veznindendir. Bu veznin özelliği, hem fail hem mef’ul, hem etken hem edilgen olmasıdır. Bu yüzden Vedud ismi, hem “En çok seven”, hem de “En çok sevilen” anlamına gelir. Bir başka ifadeyle, hem “sonsuzca seven”, hem de “sevilmeyi isteyen” anlamını verir. Vedud ismini diğer birçok isimden ayıran fark da budur.
Allah Rezzak ismiyle “rızık verir”, Hallak ismiyle “yaratır”, Ğaffar ismiyle “bağışlar”, Rahman ismiyle “rahmet eder”. Bu ve bunun gibi isimler hep tek taraflıdır. Fakat Vedud’a gelince iş değişir, çift taraflı bir ilişki başlar: Hem sever, hem de sevgi ister. İşte bu, sevgi farkıdır.
Allah isminin mücerret hali “e-l-h”dir. Bu harflerin yer değiştirmesinden ancak 7 kompozisyon oluşturulabilir. Bunların tümü tek bir manaya delalet eder: Sevgi. Onun el-Esmau’l-Husna’sı, ondan neşet eden sevginin esma prizmasındaki yansımalarıdır. Besmele ile Müslüman diline pelesenk olan Rahman ve Rahîm, O’nun özünde ve işinde sevgiyle dolu olduğunu gösterir.
Allah’a nisbet edilen sevgi “hubb” ve “vudd” kelimeleriyle ifade edilir. Kur’an ve sünnet edebiyatında ‘aşk kelimesi ilahi sevgi için hiç kullanılmaz. Zira “sarmaşık”, “sarmaşık gibi sevdiğine sarılan ve onu esir alan” anlamına gelen ‘aşk, beşeri sevgiyi ifade eder. Hubb ise “tohum, çekirdek, öz” manasına gelir. “Hububat” buradan gelir. Sevgiye “muhabbet” denmesinin hikmeti bellidir: Sevgi, mahlûkat ağacının tohumudur. Mahlûkat ağacının en soylu meyvesi olan insan da, sevgi tohumunun kendi tohumunu içinde taşıyan meyvesidir.
Meyve, köküne olan sadakatini sevgiyle isbat eder. İnsanın Allah sevgisi de böyledir. Bu yüzden vahiy sevgide en büyük payın Allah’a ayrılmasını şart koşar: “İman edenler her şeyden daha çok Allah’ı severler”. Ve Hz. Peygamber’e şöyle söylemesi emredilir: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız beni izleyin ki, Allah da sizi sevsin.” Allah kul arasındaki bu karşılıklı sevgi, daha başka ayetlerde de vurgulanır: “O (hakiki müminler) Allah’ı severler, Allah da onları sever”.
Vudd, sevginin çok özel bir türünü ifade eder. Bu tür bir sevgi, bahşedilen bir sevgidir. Veren kaynaktan bir öz taşıdığı için de ölümsüzdür. Okuyun şu ayeti: “İman eden ve salih amel işleyenler için Rahmân (ölümsüz) bir sevgi (vudd) bahşedecek”. Bu yüzden olsa gerek ki, vahiy ilk yıllarda muhataplarını Cennetle müjdeleyip Cehennemle korkuturken, onların olgunlaştığı ileriki yıllarda “Allah sever-Allah sevmez” diye müjdeler ve uyarır. Bu, Allah-kul ilişkisinde sevginin nasıl yüksek bir mertebeyi ihraz ettiğini gösterir.
Her şeyin sahtesi olduğu gibi, sevginin de sahtesi olur. Sahih sevgi düzeltir, kalp sevgi bozar. Kaynağında Allah’ın bulunmadığı bir sevgi sahte sevgidir, bunu pazarlayan da sevgi kalpazanıdır. Kaynağını kutsaldan almayan sevgi, sevgi değil tutkudur. Sevgi özü gürleştirdiği için insanı özgürleştirir, tutku ise tutuklar ve köleleştirir. Tutkunun adını sevgi koyanlar, iki kişilik yalnızlığı sevgi sanmakla sevgiye de haksızlık yapmaktadırlar.
Modern çağın üç sahte tanrısı vardır: Güç, para, seks. Bunlar tek dünyacı bir hayat tarzının teslisini oluşturur. Küresel değersizleştirme operasyonunun bir parçası olarak seks tanrısı, şimdilerde “sevgi” adıyla pazarlanmaktadır. Hayat adını verdiğimiz bu kutsal emanet, fahiş ve fahişelerin elinde hiç bu kadar oyuncak olmamıştı. Libido, bilinci hiç bu kadar esir almamıştı. İnsanlık tarihinde şehvet simsarları, bu kadar müşteriyi bir arada hiç görmemişlerdi.
Seksin “sevgi” adı altında pompalanması, küresel değersizleştirme operasyonunun doğal bir uzantısıdır. Bu operasyonun amacı hayatı anlamsızlaştırmak ve amaçsızlaştırmak, yani Allahsızlaştırmaktır. Kendisine karşı savaş ilan edilmesi gereken gerçek terör budur. Çünkü bu ahlak terörüdür. Bu terör, insan soyunu topyekûn tehdit etmektedir. “Sevgililer Günü” adı altında bazılarının zina pazarlamacılığına soyunmaları, ahlak terörünün bir parçasıdır.
Zinaya “hayır” diyemeyen sevgiye “evet” diyemez. Zira zina, sevgiyi zehirler. Zehirli sevgi, çiftleştikten sonra dişisini sokarak zehirleyen haşarata benzetir eşref-i mahlûkat olan insanı. Onu erzel-i mahlûkat yapar, vahyin tabiriyle “Hayvanlar gibi, hatta ondan daha da aşağılık” yapar. Mahremiyetin kalmadığı yerde iffet, iffetin kalmadığı yerde hürmet, hürmetin kalmadığı yerde hilkat bozulur. Hilkatin bozulduğu yerde fıtrat bozulur.
Fıtrat bozulursa artık orada insanı kimse tutamaz. Şehvete kimse bir sınır koyamaz. “Keyif benim değil mi, istediğimi yaparım” diyen birine kimse hudut çizemez. İş sonunda 17 aylık bebeğe gelir dayanır. 17 yaşındakiyle zinaya hayır demeyenin, tecavüze uğrayan 17 aylık bebek için yaktığı ağıtlar, “timsah gözyaşları” hükmündedir.
Herkes aklına koysun: Bir sınır yoksa hiç sınır yoktur.
AIMP 2.6 Beta
Serdar tarafından, Cevirilerim kategorisi altında, 24 Nisan 2009 tarihinde gönderildi
AIMP Geliştirilmeye hızla devam ediyor.
AIMP 2.5′in ardından 2.6 sürümünün ilk betaları yayınlanmaya başaldı bile. Şu anda Görsel olarak Çok fazla değişiklik yok gibi görünse de , AIMP kullanıcıları yapılan ufak tefek değişiklikleri hemen fark edecekler.
En büyük değişiklik ise AIMP motorunun daha da geliştirilmiş olması. Diğer bir değişiklik ise çalma listesinde yapılan geliştirmeler vs …, olsa da; Kararlı sürüme kadar neyin veya nelerin tamamen değişeceğini söylemek gerçekten çok zor.
Yeni AIMP 2.6 Türkçe çevirisi bitmek üzere ama, Bu sürümün henüz beta yani deneme aşamasında olduğunu ve gündelik kullanım için kararlı sürümün yani AIMP 2.5′in kullanılmasının daha doğru olacağını hatırlatmakta fayda var
(Yine de siz AIMP 2.6 sürümünü kullanın derim
)
İframe virusünün ardından.
Serdar tarafından, Program&Plugin kategorisi altında, 20 Nisan 2009 tarihinde gönderildi

Bugünlerde daha ziyade wordpress sitelerini etkilediğini sandığım bir virüs belasıyla hemen hemen her blog yazarı uğraşıyor sanırım.
Nereden, nasıl bulaştığını halen anlayamadığım, inatla ben sildikçe onun kendisini tekrar nasıl dosyalara yazdığını gördükçe hem şaşırdım, hem de kendi kendime kızdım durdum.
Sonunda bu beladan kurtulmasına kurtulduk (inşallah!) ama site içeriğini nerdeyse kaybediyordum.
ilk önce aynı dertten muzdarip olanlar için basitçe bu virusten kurtulma yolunu anlatayım:
- ilk önce güzel, sağlam bir yedek alıyoruz (Ben burada yedek arşivimde var diye düşündüğüm için yedek almadığımdam upload dosyalrımı kaybettim)
- Ftp ye giriyoruz ve ne varsa siliyoruz
- Bilgisayarımızı antivir (ücretsiz ve ben çok memnunum), veya son versiyon başka bir antivirusle tarıyoruz bulunan malvare, trojan, virus ne varsa temizletiyoruz,
- Spybot-S&D‘i indirip kuruyoruz ve sistemimizi tarattırıyoruz (Antivirus taradı birsey bulamadı diye es geçmeyin
vardır birseyler daha kıyda köşede vardır..
- Bilgisayarımız tertemiz olduktan sonra Sitemizin ftp, cpanel vs şifrelerini değiştiriyoruz
- Artık temiz dosyalarımızı ftpmize yollayabiliriz. Geçmiş olsun.
Hiç Unutmayacağız Reis!…
Serdar tarafından, Akılda Kalanlar, Yitik Duygular kategorisi altında, 28 Mart 2009 tarihinde gönderildi
Yolun, Yolumuz..
Davan Davamız
Sevdan Sevdamız
Reis sen rahat uyu
Sen vazifeni yaptın, Şahidiz!
Üzülme artık ey reis,
Ölene kadar yolundayız biz!..
Ben Türk’üm Türk Esir OLMAZ !
Ben Türk’üm Türk Devletsiz OLMAZ !
Ben Türk’üm Türk Bayraksız OLMAZ !
Ben Türk’üm Türk Ezansız OLMAZ !