
Sevdadır bülbülü ağlatan…
Gül almış güzelliğin senden,
Mahrum etme ey şah-ı resul,
Şefaatinden...
KhN
Serdar tarafından, Video, Yitik Duygular kategorisi altında, 03 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi
Saçlarıma rüzgar değdi;
Elin gibi, elin gibi..
Ben, o rüzgarı tanırım;
Gül kokulu tenin gibi..
Sağım yalan, solum yalan…
Giden yalan, dönen yalan..
Döndüm, baktım; dünya yalan!
Senin gibi, senin gibi..
Geldin; öldüm, güldün; öldüm!
El attın, uykumu böldün!
Ben bülbüldüm, sen de güldün..
Bakma bana; bir el gibi!..
Bu yol gidip dönülmezmiş,
Bu iz tarif edilmezmiş!
Varmı, yokmu bilinmezmiş!
Sezilmezmiş, sezilmezmiş…;
Benim gibi, benim gibi..
Serdar tarafından, Yitik Duygular kategorisi altında, 13 Ekim 2008 tarihinde gönderildi

Serdar tarafından, Yitik Duygular kategorisi altında, 07 Haziran 2008 tarihinde gönderildi

Sanma yokluğun hüzünlendirir
Bir garip keder içinde,
Hüzn-ü yâr olmuşum.,
Halimden bi-haber,
Hüsn-ü yar olmuşum..
Hatırlatır o sessiz gidişin,
Bilinmez bir karanlığı
Uzaklıklar içinde
Ben turâb olmuşum…
Serdar tarafından, Yitik Duygular kategorisi altında, 22 Nisan 2008 tarihinde gönderildi
Kırık kalpler sokağında,
Yürüyorum tutarsızca…
Gözüm sonsuz uzaklarda,
Gönlümde kırık hıçkırıklar…
Yalnızlık sardı dört yanımı,
Hüzün sardı duygularımı..
Unutulmuşluğun kuytusunda,
Benliğimden habersiz, Kendimleyim…
Serdar tarafından, Akılda Kalanlar, Yitik Duygular kategorisi altında, 09 Mart 2008 tarihinde gönderildi

“Hayat Dediğin nedir ki? Toplasan üç – beş saniye…
Şu kısacık hayatta, kalp kırmak mı; ne diye?..”
Hayatımızda sıradan gördüğümüz o kadar çok şey var ki, aslında hiç bir şeyin sıradan olmadığını, aslında her şeyin ve herkesin bir başka özelliği, bir başka güzelliği olduğunun farkına ancak onları kaybettiğimizde, onların artık ulaşılamaz olduğunu biaynihi gördüğümüzde anlıyoruz.
Hayat dediğin şey çok kısa bir zaman parçasına sığdırılmış, iyi – kötü anılarımızdan ibaret değil midir? Bizler geçici olduğumuzun bilincinde olduğumuzu sanmaktan, kendimizi kandırmaktan başka ne yapıyoruz ki?
Komşuluk haklarını bıraktım bir kenara, akrabalık, dostluk nedir unutmuş olduğumuzu, hepimizin aslında unutulmaya namzet olduğumuzu, unutulma vaktimize doğru hızla gittiğimizi unuttuk.
Hastalarımız olduğunda ziyareti, bolluğumuzda; yokluğumuzu, yokluğumuzda varlığımızı unuttuk. Unutmanın dipsiz kuyularında her an daha derinlere gittiğimizin ne zaman farkına varacağımızdan hiç ama hiç haberimiz dahi yok.
Sevda dedik sevmeyi – sevilmeyi, Aşk dedik mevla’yı unuttuk. Elimizde olana kanaat etmedik, hep daha fazlasını istedik, varlığımıza şükrü unuttuk. Aslında biz kendimizi unuttuğumuzu bile unuttuk.
Hayatın kısalığını her daim söyler dururken, kısacık hesapların kuytularında boğulduğumuzu unutuverdik. Kısacık hesaplarımızın bizi bataklıklara sürüklediğini görmezden geldik…
Hayat dediğimiz üç – beş saniyelik zaman içinde hayat kavgası bahanemizdi hep, oysa hayata şükrümüzün eksikliğini, Büyüklerimizin kıymetini, hastalarımızın hürmetini, küçüklerimizin şefkatini; ancak onlar aramızdan gittiklerinde, artık sonraki buluşmanın sadece o büyük gün’e kaldığını gördüğümüzde hatırlayıp ah etmekle yetindik…
Tüm sevdiklerimiz teker teker aramızdan ayrılıp ebediyete giderken yalnızca arkalarında bakakalıyoruz ve zihnimiz “keşke”lerin yumağında yuvarlanıp gidiyor. Ömür sermayemiz hızla tükeniyorken, tek dolumluk depomuzu henüz bitirmediğimizi hatırlayıp, gidecek yolumuzun uzaklıgını düşünmenin ve ona göre elimizdekini kullanmanın zamanı gelip de geçmiyor mu?
Halen elimizde fırsatımız varken, günah bataklığından elimizi – ayağımızı, gözümüzü – gönlümüzü çekmeye, istikametimizi Allah’ın tarafına çekmeye, hemen şimdi, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek yaptığımız tüm günah ve isyanlara sırtımızı dönelim, tevbe ve istiğfar ipine sarılalım, yüzümüzü, gönlümüzü Allah’a yöneltelim.
Bu gece çok sevdiğim bir büyüğüm ebediyete giderken, ardından güzel anıları ve bir dünya tefekkürü bırakırken, dua defterime bir satır daha ekledi… Mekanı cennet olsun, Allah onu istediği makama eriştirsin ve Salihalar ile ansın…(Allah rızası için bir fatiha)
You are currently browsing the archives for the Yitik Duygular category.
Tema tasarımı digitalnature | Bir WordPress blogu
Yazılar (RSS) ve Yorumlar (RSS) ^