RSS
 

Archive for the ‘Hayatın İçinden’ Category

abdulhamid abdulhamit aimp AIMP 2.6 aimp3 AIMP TÜRKÇE allah aşk c++ dost dua forward fotokritik gizle beni gizleBENI Youtube megaupload yasak site hasta hayat hazımsızlık iframe iframe virüs isveç kurulum kutsal topraklar matematik merak mesaj morning msn msn güncelleme iptal ne dinliyorum nimet pardus serdar şahin session manager sevgi sıhhat sığın tefekkür Türk vodafone smart xp yalnızlık yedek çelik ölüm şükür

İframe virusünün ardından.

20 Nis

http://www.symantec.com/region/de/PressCenter/antivirus/downloads/virengalerie_illus_virus.gif

Bugünlerde daha ziyade wordpress sitelerini etkilediğini sandığım bir virüs belasıyla hemen hemen her blog yazarı uğraşıyor sanırım.

Nereden, nasıl bulaştığını halen anlayamadığım, inatla ben sildikçe onun kendisini tekrar nasıl dosyalara yazdığını gördükçe hem şaşırdım, hem de kendi kendime kızdım durdum.

Sonunda bu beladan kurtulmasına kurtulduk (inşallah!) ama site içeriğini nerdeyse kaybediyordum.

ilk önce aynı dertten muzdarip olanlar için basitçe bu virusten kurtulma yolunu anlatayım:

- ilk önce güzel, sağlam bir yedek alıyoruz (Ben burada yedek arşivimde var diye düşündüğüm için yedek almadığımdam upload dosyalrımı kaybettim)
- Ftp ye giriyoruz ve ne varsa siliyoruz
- Bilgisayarımızı antivir (ücretsiz ve ben çok memnunum), veya son versiyon başka bir antivirusle tarıyoruz bulunan malvare, trojan, virus ne varsa temizletiyoruz,
- Spybot-S&D‘i indirip kuruyoruz ve sistemimizi tarattırıyoruz (Antivirus taradı birsey bulamadı diye es geçmeyin ;) vardır birseyler daha kıyda köşede vardır..
- Bilgisayarımız tertemiz olduktan sonra Sitemizin ftp, cpanel vs şifrelerini değiştiriyoruz
- Artık temiz dosyalarımızı ftpmize yollayabiliriz. Geçmiş olsun.

  • Bu yazı 993 defa görüntülendi

  •  

    Bir Hafta sonu hatırası…

    03 Haz

    Hayat gerçekten bir çok sürprizle dolu.

    Bu Hafta sonunu nasıl geçirelim diye düşünürken, Cumartesi sabahı gözümü açtığımda saatin bir hayli geçtiğini görünce; servisin gideli çok zaman geçtiği bir anda zihnimde parlayıp sönüverdi; “eyvah işe geç kalıyorum” telaşesiyle apar topar arabayaya atlayıp işe son anda yetiştim yetişmesine ama, eve dönüşte arabadaki yakıt sorunu daha yolun ortasındayken kendini gösteri ve motor teklemeye başladı..

    Hemen aracı bizim motor ustasına götürmek niyetiyle telefona sarıldımsa da, ustanın bugün memlekete gittiğini öğrenmemle iyi, kötü evin yolunu tuttum..

    Eve vardığımda, saat 7 yi geçmiş ve, gün akşam moduna girmişti. Biraz evde oyalandıktan sonra birşeyler alıp da soframızın başına geçelim niyetiyle sözde marketin yolunu tuttum. Market öncesi nolur nolmaz, aracın yakıt sorunundan dolayı çalışmayacağı falan tutarsa diye önce benzinciye gidip LPG alayım dedim. Dedim demesina ama tam benzincinin yakınında, mezarlığın yanında bizim motorun duracağı tuttu. :)

    E, “biz Türkler hepimiz ustayız, hepimiz başımızın çaresine bakabiliriz” kaidesine uyarak yaktım dörtüleri aldım pensemi tornavidamı daldım kaputun içine..

    Bir taraftan trafik akıyorken, diğer taraftan hava da iyice karardı haliyle. Bir süre sonra, üç genç gelip “-Abi itelim de kenarda tamir et” dediler ve onların yardımıyla aracı kenara aldık ve ben tamirata devam.

    O Bir iki saat içinde bizim insanımızın ne kadar bilgiç, meraklı ve yardım etme gönüllüsü olduğunu tekrar görme fırsatım oldu.

    Uzun sözün kısası, sonunda bazılarınn tabiriyle “rus usulü” tamir ile motor çalıştı ve saat 23 gibi eve varabildim.

    Pazar günü hiç hesapta yokken Turgay’a uğradık ve yine hiç hesapta yokken onun bir tanıdığının bahcesine kiraz toplamaya davet edilince, sürdük atımızı Altınşehir’e doğru.

    Varacağımız yeri biraz arasak da gittiğimize değdiği konusunda hepimiz hemfikirdik.
    Bahçeden içeri girdiğimizde, Hiç de beklemediğimiz, ummadığımız bir manzara ile karşılaştık. Uzunca bir bahçe ve ormansı dizilişle her türden ağaçlar… Hele ki kiraz ağaçları sanki yıkılacak gibi, üzerleri kiraz salkımlarıyla, olanca güzeliğiyle bizi karşılıyor ve her tarafımızdan “bana da uğra” diye fısıldar gibi,esen hafif rüzgarla kıpırdaşıyorlardı

    Bahçede yürüdükçe yorgunluğumdan eser kalmadıgını hisseder gibi oldum ve, bahçe sahiplerinin ne büyük bir nimet içinde yaşadıklarını, yaşadıkları nimetin şükrünü eda etmek için çalışıyorlar mı diye düşündüm.

    Sağolsunlar bizi çok sıcak karşıladılar ve ikramdan kaçınmadılar, hepimize çok keyifli bir gün yaşattılar.

    Gün sonunda eve dönerken, ne kadar farklı bir hafta sonunun hiç ummadan yaşadığımı, cidden yorulduğumuzu ama buna gerçekten değdiğini düşünüyorduk…

  • Bu yazı 624 defa görüntülendi

  •  

    Xp Üzerine Biraz Merak, Biraz da Pardus Kurmak!

    19 May

    Merak etmek ?…
    Acele etmek ?…
    Cesaret etmek ?…
    İhmal etmek !?…
    Birşeyleri Hoş etmek veya Hoşaf etmek !…

    İyi de, Xp, Pardus, Merak, Aceler vs vs.. evet, Ne alaka Şimdi?

    Efendim, alakası şöyle ki;
    Evde kullandığım emektar bilgisayarımın iki diski var. Biri IDE diğeri SATA disk ve SATA olan diskin boyu biraz büyük -tabi ki bu kavram tartışılır- olduğu için ikiye bölmüş ve arşivlerimi bu diskteki bölümlerde saklamaktaydım.

    Genelde çevreme yedeklemenin önemini bu gune kadar surekli anlatır dururdum ama ne yazık ki kendi yedeklerimi bir dvd de toplamayı nedense, “ha bugün arşivi duzenlerim”, “ha yarın düzenlerim”, “aman şunu da ekleyeyim de oyle yapayım” diye, sürekli ihmal ettim durdum.

    IDE diskim iki bölüm ve bir bölüm XP diğerinde de Linux olarak kullanıyordum. Gecen hafta bir opensolaris macesarına girdim ve ne yaptıysam wireless kartımı tanıtmayı beceremedim ve sonucunda grup yöneticisi bozuldu ve MBR de ne olduysa makinayı bir türlü XP ile açamadım. Akşam ugraşırken bir Pardus CDsi cd sürücü içinde unutmuşum ve sabah sevgili hayat arkadaşımın sörf yapacağı tutmuş ve bilgisyayarı açınca doğru bizim Pardusun kurulum ekranı açılıyor ve bizimki Meşhur ileri ileri ileri son ! Kombinasyonunu kullanarak Pardus’u bizim SATA diske bir güzel kurduruvermiş.. Tabi Pardus wireless kartını tanımayınca telefona sarılıp “-Aşkım Sen Pardusu neden kuramadın ki? halbu ki ne kadar basitmiş kurulumu…” demez mi

    “-Eyvâh dedim. Dedim demesina ama elden ne gelir ki gitti tüm arşivim!”

    ? Ne mi yaptım? Tabi hemen bilinen kurtarma yöntemlerine sarıldım. Bir çok şeyi kurtardım ama, malesef tüm anılarımın oldugu jpg mpg avi vs dosyaların tarihin tozlu sayfalarına, dipsiz karanlığına gömülmesine mani olamadım… :roll:

    Sonuç Olarak;

    - Merak etmek iyidir, ama bazen her merakın üstüne gitmemeli..
    - Bazı şeyleri oluruna bırkmalı ve fazla Acele etmemeli..
    - Pardus veya başka bir sistem hele hele de Linux Türevi bir sistemse ya Diskim Silinirse, hersey kaybolursa ne yaparım deyip pek bilmediğin birşeyse kurulum yapmaya Cesaret etmemeli…
    - Yedekler konusunu kesinlikle ihmal etmemeli ve düzenli olarak mutlaka bir DVD ye arşivlenmeli.
    - Onca emek boşa gitti diye sinirlenip ortamı viran etmemeli…

    Darısı Tüm yedeksiz çalışanların başına

  • Bu yazı 1059 defa görüntülendi

  •  

    Bir Hazımsızlığın Hatırlattıkları!

    14 Nis

    Çok şükür!.

    Bu günlerde “çok şükür“‘ ün manası üzerinde ister istemez tekrar düşünmek durumunda kaldım. Öyle ya sürekli birbirimize “-nasılsın? ” diye sorarız ve genelde; “-çok şükür, ne olsun işte..” tarzı cevaplar alırız karşılığında.

    Geçtiğimiz günlerde ne kadar da şükür yoksunu ve sıhhatli bir beden nimetinin ne kadar büyük bir lütuf olduğunu ister istemez hatırladım., hatırlamak zorunda kaldım. Bazı zamanlarda insanın kendini ne kadar aşağı ve basit gördüğünü, basit gördüğü özelliklerden nimetlerden biraz yoksun kaldığında farkına farkına varması da, denizdeki balığı sudan çıkardığınızda balığın su kıymetini ne kadar anladığını anında gostermesi gibi anlayabiliyor.

    Ben de tefekkürsüzlük ve şükürsüzlük karşısında geçtiğimiz yıllarda kendimi ve içinde olduğum sıhhat nimetini farkında olmadan ne kadar hakirlediğimi anlayıverdim bir haftalık bağırsak sorunuyla..

    İnsanın en tabii ihtiyaçlarını görememesi kadar, kötü bir durum olmasa gerek. Bazı zamanlarda insan kendini hakir görmek mevzu bahis olduğunda “-yer, içer, çıkarırız, aman be; basit bir yaratığız işte! vs.. ” derler ve hiç düşünmezler acaba yiyecek-içecek birşey bulamasaydım ne olur halim diye. Yada Bol bol yer içer ama çıkaramazsa ne olur? ne yaparım? diye.

    İnsan bedeni Allah-u Teâlâ’nın en güzel ve tabiri caizse en üstün bir tasarımıdır. (Diğer tüm tasarımlarının olduğu gibi) Mükemmel ve hatasız işleyen bir sisteme sahiptir.

    Bazılarımızın yaptığı gibi, tevazu vs olmak adına kendimizi hakir görmeyi bırakalım ve o büyük Yaratıcının bize “meccânen” verdiği bütün nimetleri gormeye çalışalım. Tevazuyu kanaatkarlıkta, bildiğimizi öğretmeye çalışmakta gösterelim, göstermeye çalışalım.

  • Bu yazı 451 defa görüntülendi

  •  

    Tefekkürden yoksun olmak..

    22 Şub

    Bu günlerde Kendimde çok zamandır var olan ama fark etmediğim yada fark etmek istemediğim bir halin farkına vardım.

    İş’ti, güçtü, şuydu buydu derken hayat akıp geçiyor ve geçen günlerin yılların ardından boş boş, melül gözlerle bakmaktan başka hiç birşey yapmıyorum.

    “Bir saat tefekkür Bin saat (bilincsiz nafile ibadetten) hayırlıdır.” buyruluyor, yeri geldiği zaman bir bilgiçlikle söylemeyi belki de etraftakilere ahkam kesmeyi biliyor ama, bırak Bir saati, 10 dakika bile tefekkür etmekten aciz kalıyorum. Muhtelif zamanlarda farkına varmış olsam bile, daha ziyade, Bu günlerde tefekkür fakiri oldugumu tam manasıyla anlamaya başladım.

    Etrafta ve hayatımda bir sürü şey olup bitiyor, adeta bir piyon gibi nereye çekilirsem oraya gidiyorum sanki.

    Nedir tefekkür yoksunu yapan beni diye düşünüyorum da;

    Acaba ibadetlerimdeki gevşeklik mi?
    yoksa zayıflamış imanım yada günahların ve günahları belki de hafif gormenin verdiği rehavet mi? yada
    Hesap verileceğini unutmak yada hâşa inanmamak mı?!

    Allah’ım (c.c.) Anlayışımı, imanımı artır, bana ve tanıdıklarıma sana ibadet etmenin şuurunu ve hazzını ihsan et, bizleri nefsimizin eline bırakma, ipi kopuklardan eyleme.. Sen yardımcıların yardımcısı, yardımın da, rahmetin de, hidayetin de rabbisin (Âmin)

  • Bu yazı 625 defa görüntülendi

  •