Hayatın İçinden kategorisi arşivi

Bir Hazımsızlığın Hatırlattıkları!

Çok şükür!.

Bu günlerde “çok şükür“‘ ün manası üzerinde ister istemez tekrar düşünmek durumunda kaldım. Öyle ya sürekli birbirimize “-nasılsın? ” diye sorarız ve genelde; “-çok şükür, ne olsun işte..” tarzı cevaplar alırız karşılığında.

Geçtiğimiz günlerde ne kadar da şükür yoksunu ve sıhhatli bir beden nimetinin ne kadar büyük bir lütuf olduğunu ister istemez hatırladım., hatırlamak zorunda kaldım. Bazı zamanlarda insanın kendini ne kadar aşağı ve basit gördüğünü, basit gördüğü özelliklerden nimetlerden biraz yoksun kaldığında farkına farkına varması da, denizdeki balığı sudan çıkardığınızda balığın su kıymetini ne kadar anladığını anında gostermesi gibi anlayabiliyor.

Ben de tefekkürsüzlük ve şükürsüzlük karşısında geçtiğimiz yıllarda kendimi ve içinde olduğum sıhhat nimetini farkında olmadan ne kadar hakirlediğimi anlayıverdim bir haftalık bağırsak sorunuyla..

İnsanın en tabii ihtiyaçlarını görememesi kadar, kötü bir durum olmasa gerek. Bazı zamanlarda insan kendini hakir görmek mevzu bahis olduğunda “-yer, içer, çıkarırız, aman be; basit bir yaratığız işte! vs.. ” derler ve hiç düşünmezler acaba yiyecek-içecek birşey bulamasaydım ne olur halim diye. Yada Bol bol yer içer ama çıkaramazsa ne olur? ne yaparım? diye.

İnsan bedeni Allah-u Teâlâ’nın en güzel ve tabiri caizse en üstün bir tasarımıdır. (Diğer tüm tasarımlarının olduğu gibi) Mükemmel ve hatasız işleyen bir sisteme sahiptir.

Bazılarımızın yaptığı gibi, tevazu vs olmak adına kendimizi hakir görmeyi bırakalım ve o büyük Yaratıcının bize “meccânen” verdiği bütün nimetleri gormeye çalışalım. Tevazuyu kanaatkarlıkta, bildiğimizi öğretmeye çalışmakta gösterelim, göstermeye çalışalım.

  • Bu yazı 177 defa görüntülendi

  • , , ,

    Yorum yok

    Tefekkürden yoksun olmak..

    Bu günlerde Kendimde çok zamandır var olan ama fark etmediğim yada fark etmek istemediğim bir halin farkına vardım.

    İş’ti, güçtü, şuydu buydu derken hayat akıp geçiyor ve geçen günlerin yılların ardından boş boş, melül gözlerle bakmaktan başka hiç birşey yapmıyorum.

    “Bir saat tefekkür Bin saat (bilincsiz nafile ibadetten) hayırlıdır.” buyruluyor, yeri geldiği zaman bir bilgiçlikle söylemeyi belki de etraftakilere ahkam kesmeyi biliyor ama, bırak Bir saati, 10 dakika bile tefekkür etmekten aciz kalıyorum. Muhtelif zamanlarda farkına varmış olsam bile, daha ziyade, Bu günlerde tefekkür fakiri oldugumu tam manasıyla anlamaya başladım.

    Etrafta ve hayatımda bir sürü şey olup bitiyor, adeta bir piyon gibi nereye çekilirsem oraya gidiyorum sanki.

    Nedir tefekkür yoksunu yapan beni diye düşünüyorum da;

    Acaba ibadetlerimdeki gevşeklik mi?
    yoksa zayıflamış imanım yada günahların ve günahları belki de hafif gormenin verdiği rehavet mi? yada
    Hesap verileceğini unutmak yada hâşa inanmamak mı?!

    Allah’ım (c.c.) Anlayışımı, imanımı artır, bana ve tanıdıklarıma sana ibadet etmenin şuurunu ve hazzını ihsan et, bizleri nefsimizin eline bırakma, ipi kopuklardan eyleme.. Sen yardımcıların yardımcısı, yardımın da, rahmetin de, hidayetin de rabbisin (Âmin)

  • Bu yazı 209 defa görüntülendi

  • Yorum yok